TezkereMania

Türkiye yıllardır kürt sorunun pençesinde kıvranıp duruyor, kıvrandıkça da ne demokratikleşebiliyor ne de başta ekonomi olmak üzere diğer sorunlarını çözebiliyor… Yaklaşık 35 yıldır nereden baksanız Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bombalanmadık dağı taşı kalmadı ama sorunun çözümünün silah olmadığı hala anlaşılamadı…

Meclis, sınır ötesi tezkereyi ikinci kez uzatarak yeni bir çözümsüzlüğe doğru yelken açtı…TBMM’deki çoğunluk “Evet sorun sadece güvenlik sorunu değil ekonomik sosyal bir çok plan harekete geçirilmeli” diyor ancak icraata baktığımızda yapılan ilk iş silahlı çözümü birinci madde olmak üzere gündeme alıyor…

Asker, güvenlik adına sıkıyönetim benzeri bir çok uygulamayı bölgede yaşayan Kürtlerin düşüncelerini görmezden gelerek, AB kriterlerini yok sayarak hükümetten talep ederken, “Sıkıyönetim uygulandı da ne kazandırdı” diyen bölge vatandaşlarını acaba dinliyor mu?

Geçtiğimiz günlerde bir tv kanalı ana haberlerde bu sorunu irdeleyerek halka mikrofonlarını uzatıyor verilen yanıtlar ise çoğunlukla aynı: “Artık huzur istiyoruz, Sıkıyönetim PKK terörünü daha da güçlendiriyor, bizleri de geriyor”…

Bölge hassas, işsizlik had safhada özellikle Diyarbakır’da başta hırsızlık olmak üzere suç oranları en üst seviyede… Bu yıllardır böyleydi hala da böyle… PKK’nın isteklerine karşı çıkamayan halk devlet görevlilerinin de keyfi uygulamalarına tanık olunca psikolojik çöküntü yaşıyor, sığınacağı taraf konusunda farklı kararlara varabiliyor… Birileri onları terörist ilan ediyor birileri ise işbirlikçi etiketini yapıştırıp hayattan, ailesinden koparıp alıyor…

Kimi zaman DTP’den medet uman halk, kimi zaman da AKP’nin dağıttığı kömürden, erzaktan fayda bekliyor. Artık gerçekçi çözümlerle karşılaşsalar bile inanacak ne akılları kalıyor ne de enerjileri…

Bülent Ecevit’in geçmişte ortaya attığı, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de bugünlerde yeniden gündeme taşıdığı “Kuzey Irak’a Tampon Bölge” düşüncesi ise İsrail’in dinci militanlara karşı geliştirip çözüme ulaşamadığı gibi bir öngörüyü akla getirebiliyor.Keza Şemdinli’de Aktütün karakoluna saldıran PKK, tampon bölge önerisine, Diyarbakır’da şehrin göbeğinde Polis servis aracına eylem yaparak karşılık verdi…Bir anlamda “senin yapacağın tampon bölge beni etkilemez, ben şehirlerde de varım” dedi…

PKK ile mücadelede milyonlarca dolar milli gelirin aktarıldığı askeri operasyonlar nasıl fayda sağlamadıysa “Tampon bölge” önerisi de bu şartlarda zaman ve para kaybından başka hiçbir işe yaramayacak gibi görünüyor…

Aslında çözüm içimizde, yanı başımızda…

Devlet yıllardır bir GAP’ı bile harekete geçiremedi. Başbakan Erdoğan’ın bakanlarıyla birlikte yaptığı o şaşalı güneydoğu çıkarması yine lafta kaldı, yapay gündemlerle GAP, yine ikinci plana atıldı…‘Ünlü’ iş insanlarımız terör bahanesi ile bölgeyi görmezden gelerek yatırımlarını dünyanın başka bölgelerine kaydırdı. Öte yandan Kürtlerin sosyal talepleri, “vatan elden gidecek” korkusuyla görmezden gelindi, basit uygulamalarla AB’ye sembolik ‘demokrasi’ mesajları gönderildi…

Kısacası sorun, ekonomik siyasi ve sosyal anlamda hiçbir zaman çözülmek istenmedi…Kürt meselesini anlayıp da ciddi bir yaklaşım sergileyen, çözüm arayan siyasiler ve devlet görevlileri ise ilginç ölümlerle, suikastlerle yok edildiler…(Turgut Özal’ın ölümü bu bağlamda hala tartışılmakta) Siyasi temelde en gerçekçi projeleri ile ortaya çıkan Cem Boyner, Mehmet Altan, Asaf Savaş Akat, Cengiz Çandar ve Can Paker gibi önemli isimlerin bir araya gelip kurduğu liberal eğilimli Yeni Demokrasi Hareketi’nin ise önü tıkandı…1995 genel seçimlerinde hezimete uğrayan YDH, düşünsel gücünü kaybetti siyaset tarihinden silindi gitti…

O günden bu günlere kadar da Kürt meselesi üzerinde, silahlı çözüm dışında düşünce geliştiren hiçbir yapı ya da kişi ortaya çıkmadı, çıkamadı… Mecliste tezkere tartışması yaşanırken söz alıp kürsüde anlamlı bir konuşma yapan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ise biraz da olsa bu umudu işte şu sözlerle harekete geçirdi:

“Şu açık ki, Kürt sorununun çözümü ve toplumda barışın tesisi için atılması gereken adımlar ülkemizin içindedir, dışında değil. Sorunun sadece bir güvenlik meselesi olarak algılanması nedeniyle, yıllardır yapılanların çözüm yönünde kalıcı ve olumlu bir etkisi olmamıştır. Bugün, soğukkanlı bir şekilde, demokratik bir çözüm için çaba sarf etmeli, bunun için soruna siyasetle çözüm aranmalıdır. Çözümsüzlük ve kutuplaşmayı artıracak terör eylemlerine ve şiddet adımlarına değil, barışçıl yöntemlere ve sosyal önlemlere ihtiyaç vardır. Şimdi tam da zaman, “yurtta barış, dünyada barış” politikasını sürdürmek ve desteklemek zamanıdır.”

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: