Yürümek varken Konuşan çok

Türkiye’de beklediği ilgiyi hala küçük kitlelerden görüyor Sultana. Hip hop gibi sokak kültürü olarak bilinen ama bugün en önemli kentlerin vazgeçilmez müziğini Türkiye’de kimler dinliyor ki? Geçen cuma gecesi Sultana ve Aziza, Babylon’da dj set başındaydılar. Tanrıya şükürler olsun ki İstanbul’da alternatif yorumlara da kapı açan bir mekan var! Gece yağan yağmuru, evden izleyerek, yanına da birkaç mum yakıp romantik-elektronik takılma taraftarıydım. Ta ki Sultana geceyi haber verene kadar. Hafif ıslanmış hafif de October Fest’e yakışır biçimde daldık içeriye. Ne dinlemeye geldiğini bilmeyen birkaç kişi afra-tafra yapıp çıkıyor, bir de utanmadan üstüne parasını istiyordu. San Francisco’da en ünlü şarkıcıların prodüktörleri bu kızı izlemeye gidiyorken, o gece içerdeki tayfa beni baydı. Oysa ki Sultana kendisi anlatır her zaman; öyle hip hop kulüplerine eşofman altlarıyla gidemezsiniz. Sahnedeki müzisyene hakarettir, çapulcu gibi giyinmek. Erkekler bile taşlı küpeleri ve hatta kürkleriyle kapıdaki kuyrukta bekler. Bizim bu İstanbul’da Reina önündeki kuyruk, orada o 80-100 kişilik mekanın kapısı önünde uzamaktadır..

Dönüp İstanbul’un caddelerine baktığımızda kıçından jeani düşen, üstüne şapkası ve bol tişörtünü geçiren herkes hip-hop’çı! Velhasıl, ortamdaki o kadar da feci olmayan beyler bayanlar podyumda süzülen Sultana ve Aziza’nın birkaç şarkısıyla ısındı. Daha fazlasını isterdim ama dj set’in getirileri de böyle işte! Devamını ve sadece Sultana’yı izlemek isteyenler 13 Ekim’de Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde olacaklar..

****

Gece bu müziklerle bitmedi elbette; yo-yo! Pek sevgili arkadaşlarımızın ‘Back to the Town Party’leri o gece başlıyordu. Şehrin tüm renkli çocuklarının katıldığı parti ıslak ve bir o kadar da sıkışıktı. Herhangi bir mikrop görüntünün yaşanmadığı ortamda müziğin ciddi anlamda ‘beni benden alıp götürmesi’ eşine az rastlanır bir durum.. Barda filminden hatırladığımız Sezen Aray da güzel güzel dans ederken biraz sonra ağlamaya başladı. Elindeki bira şişesi, birinin dirsek darbesiyle ağzına girince ön dişi kırılmış. Tabii böyle durumlarda hemen mekan terk edilir ama ertesi günün hıncı ve siniri daha başka olur. Çok şahane kareleri fotoğraflayan Ozan, falso hareketler yakalamak için gece boyunca tırım tırım arandı durdu. Ama kuyruklar havadayken hele bir de görsel düşkünü fantastiklerin olduğu yerde sana biraz zor iş çıkar söyleyeyim!.. Günün yorgunluğu sabaha kadar izin vermese de partilerin devamının geleceğini bilmek en azından sakinleştiriyor. İlk önce oraya gidilecek ve hareket olmadan kıpırdanılmayacak!..

****

İstanbul’un Avrupa yakasında olmak kaydıyla (Anadolu oldum olası yatıya gidilecek yerdir gözümde) Hande Yener’in konserleri kaçırmamaya çalışırım. Yakında bir yenisi daha geliyor. Kız, sansasyon ve polemikten hep uzak duruyorum dedikçe, altını eşmeye çalışanlar her gün rahat durmuyor. Eski yapımcısı Erol Köse’nin durup durup (sanki Hande’den başka takacak bişeyi yokmuş gibi!) gazetelere açıklama yapması ve gazetelerin de bu açıklamaları dikkate alıp köşelerinde yer vermesi ne kadar acı, ne kadar katlanılmaz! Ama benden daha sakin olan Hande, eminim okumuyordur bile, okusa da iplememeden yanadır. Bir İP olsaydı üstünde yürürdük di mi?!! (Türk filmlerindeki kötü adam kahkahası sı sı sı hatta ekosu su su su ss..) Neymiş; Hande’ye yapma etme demiş, tutmaz demiş nitekim de tutmamış albüm. 50 bin üzerinden değerlendirme yapıyor kendileri doktor Erol beyin. Söyler misiniz lütfen Türkiye’de indiragandilere uğramadan bilgisayarlara giren ya da pazardan değil de marketten alınan cd-albüm reel sayısı nedir? Bu ülkede kim kaç satıyor da, elektronikte deneysel çalışmalar yapmaya çalışan bir kadının albümü beklenen oranda satmamış? Kaç bekliyordunuz? Önce ‘eller havaya’ yapıp da ardından tarz değişkliğine gittiği için mi kayba uğradı Hande? 1982 yılında Everybody ile başlayan Madonna’nın 2008’deki Hard Candy’sine gelene kadarki çalışmalarını lütfen şöyle bir dinleyip, izleyin. Bunu bir prodüktör olarak yapamıyorsanız en azından tıp diplomalı bir doktor olarak becerebileceğinizi düşünüyorum. Sonra demiş ki Erol bey, Hande’nin yeni albümünden 3 şarkı ismi sayabilen var mı? Her gün afyon patlatmak için dinlenen ‘Yarasa’, Hande’yi sevmiş genç bir üniversitelinin kendi kendine klip çektiği ve Youtube’a koyduğu ‘İp’, Mor ve Ötesi’nden Harun Tekin’in yaptığı ‘İyi Günler’ ve Deniz Feneri yerine klibi ahlaksız bulup da yayınlamayan RTÜK’ün taktığı ‘Hipnoz’. Oldu mu sana 4? Yine gördüğünüz gibi değişip gelişmekten yana olanlar ya da hayatını amprik yaşamaya çalışanlar eleştirilerin acımasız oklarına hedef oluyor. Bu hep böyle geldi, gidecek de.. Hande’den en az üç şarkı sayabilenler! 18 Ekim’de Sudio Live’dayız!

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: